SONUCUNU BİLDİĞİM HALDE...
Terk edilmelere maruz kalmış bir şehrin
...
Sessizliği var içimde
Ve şakaklarımda yitirdiğim sevdanın
Verdiği hüznün soğuk terleri...
Alışkın olmayışımdan değil; bir yeni yıkılışımdan kaynaklanan.
Bir aslana yakalanan ceylanın son çırpınışları misali,
Kıvranıyorum şeytanların elinde.
Emniyet şeridinde bekleyen ambulansta,
Babası öldürülmüş oğul kadar düşmanım artık
Sevgimi öldüren cani beyinlere...
"seven kavuşmaz; sevmeyen kavuştuğuyla uğraşmaz" ,
İşte biz ilk seçenekteki mağdurlarıydık, sevda denen adaletsizliğin...
Yorgun, yıpranmış ve elinden gelen son çaresizliğiyle,
Ayrılığa direnen evlatlık adayı kardeşler gibiydik,
Gözbebeklerimizde son kez kendimizi gören...
Damlaya damlaya biriken suyun bir hamlede dökülüşü gibi
Tek lahzada harcanandık biz.
Biz aykırı insanlarıydık tek gecelik aşkların.
Geleneği bozacak olanlardık, ölümüne seviyor oluşumuzla.
Bu yüzden ipimiz çekildi
Her yol mubahlaştırılarak...
Yıkıcı bir günün sonunda
Yorgun balıkçılar gibi topladık ağlarımızı aşk denen denizden.
Hayallerini kaybetmiş
Bir okyanusun hüznünü defnettiler yüreklerimize...
Gözlerimiz, birbirimizi ararcasına uzaklardaydı yine.
Her şeye alışkın olan bu yaralı kalbim
Yine mat gecelerden soluk benizli sabahlara geçiş yapmıştı
Hani insanlar sonucunu bildiği şeylerden vazgeçemez ya
Beklediğim bu sonuca şaşkın değil, üzgünüm.
Sonucunu kestirebiliyor olmam engelleyemedi
Bu sevdaya bağlanışımı...
Ama kaybettik,
Yıkıntı namazına müteakip kılınacak cenaze namazı.
Yasımız sessizdi ve
Sessizliğin damağı kurumuştu sese,
Göz damlalarımızın tuzu açtı kurumuşluğa...
Bitmişti-k...
Yıkıktım
Yıkıktın
Yıkıktık.